Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Rehberliğin Anlamı ve Önemi

Yeliz  TOSUN

 

 
 

 

 

 

 

            Sevgili çocuklar, bu ilk yazımda size rehberlik hizmetini biraz daha yakından tanıtmak istiyorum. Gazetenin daha sonra çıkacak sayılarında ise sorunlarınızdan ve çözüm yollarından bahsedeceğim.

                Rehberlik ve psikolojik danışma modern eğitimin çok önemli birer parçası haline gelmiş faaliyetleri ifade eden terimlerdir. 1970’li yıllardan bu yana okul eğitim programlarında yer aldığı memnuniyetle görülmektedir.

                Bilen bir kimsenin bilmeyen bir kimseye yardımı yol göstermesi insan toplumları kadar eskidir. Yani rehberlik kavramı toplu yaşamanın bünyesinde mevcuttur. İnsanoğlu öteden beri, yabancısı olduğu bir durumla karşılaşınca veya bir sıkıntısı olunca, bir başkasının yardımını, öğütlerini ve avuntusunu aramıştır. Kişi çözemediği bir problemle karşılaşınca veya bir derdi olunca, güvendiği birine derdini açması, sorun hakkında ondan fikir alması, insan ilişkilerinin önemli bir yanını teşkil etmektedir. Kişi güvendiği birine derdini açıp anlatmakla, sorunla ilgili yeni bilgiler, görüşler, soruna yeni bakış açıları kazanabilir. Problemin karanlıkta kalmış yönlerini daha iyi görmeye başlayabilir. En azından içini boşaltıp, baskıdan kurtulmuş, rahatlamış olabilir. Güvendiği kişinin akılcı, moral ve güç verici, görüş, tavır ve sözleri sonucu kendinde yeni bir dayanma gücü bulup, sorunla uğraşma azmi kazanmış olur. Böylece kendini ve problemini daha iyi anlayan ve ne yapacağını bilen bir insan ferahlığına kavuşur.

                Diş ağrısı çeken birini düşünelim. Duyduğu acıyı bir dostuna anlatır. Dostu cevap verir. “Geçmiş olsun ! Bilirim diş ağrısı çok acı vericidir” Öteki devam eder : “Evet, geçen akşam yemeği yarıda bırakmak zorunda kaldım. Lokmayı ısırır ısırmaz beynimde şimşek çaktı.” Sözü öteki alır : “Ne zor değil mi ! Benim de öyle olmuştu. Neyse ki falan diş hekimine gittim de, tedavi olup kurtuldum. İyi bir diş hekimiydi.” Problemli kişi o diş hekiminin adresini alır.

                İşte bu küçük örnekte basit bir rehberlik işi cereyan etmiştir. Dostu problemli kişiye bir anlayış göstermiş, önüne basit bir çözüm fikri sermiştir. Problemli kişi diş hekimine gitmiş ve tedavi olmuştur. Doktorun tedavisi kişiye büyük bir yardımdır ama bir rehberlik değildir. Halbuki dostunun konuşmasında da yardım vardır ama bu yardımda çekilen acıyı gerçekten anlayış, üzüntü ve ortaya kişinin karar vermesine yardım edebilecek bir çözüm yolu koyuş vardır. İşte bu bir rehberliktir.

                Aynı şekilde, okullarımızda da bu çeşitten bir çok yardımlar olmaktadır. Ama bunlar sistemli, bilinçli ve uzman kişilerce yapılmış psikolojik yardımlar olmaktan ziyade tesadüfi rehberliktir.

                Duyan ve düşünen bir varlık olarak insanın aile içi, meslek içi, kişiler arası ilişkilerinde ya da kendi iç dünyasında birçok sevinçleri, üzüntüleri, düşünceleri, kaygı ve heyecanları olup durmaktadır. Bazı seçimler yapmak, kararlar olmak, yeni uyumlar sağlamak durumundadır. Sorunların birçoğunu kendi imkanları ile uygun bir çözüm kavuşturabilir. Bazılarının karşısında da kendini köşeye sıkışmış hisseder. Ya problem hakkında yeterli bilgiye, gerekli tecrübeye ve moral gücüne sahip değildir, yada kendini iyi tanımamaktır. Bu çabalarda kişinin dışarıdan birinin, bilen birinin yardımına ihtiyacı olacaktır.

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MEKTUP KÖŞESİ                                              Öğrencinin Dert Ortağı İmdat Baba

 
 

 

                            Sevgili İmdat Baba

            Derdimize bir çare bul, bıktık artık bu kalabalıktan, bu karmaşadan. Okula geliyoruz, fakat kapıdan giremiyoruz. Niye mi? Velilerin yarattığı izdihamdan dolayı okulun kapısından içeri giremiyoruz. Girsek de derslerimize geç kalıyoruz, sanki okulun kapısında Murat Kekilli konseri var. Konser olsa bu kadar karmaşa yaşanmaz. Bu karmaşanın üstüne bir de hizmetli ve velilerin tartışması gündemimizde. Veliler çocuklarını ille de sınıfa yerleştirmek istiyorlar. Velilerimizden biraz anlayış bekliyoruz. Eğitim alanın onlar değil de biz olduğunu bir anlasalar.

                                                                                                          Rumuz Çaresiz

 

                        Sevgili öğrenci arkadaşım,

            Derdini anlıyorum. Çünkü bu sorun birçok okulda benzer şekilde yaşanıyor. Ama bazen bunu geç kalma nedeni olarak göstermemek gerekir.

            Öğretmen sorar : “Niye geç kaldın yavrum?”

            Öğrenci : “Hocam vallahi dışarıdaki kalabalıktan yarım saattir içeri bir türlü giremiyorum, kusura bakmayın.”

Galiba veliler öğrencilik günlerini bir türlü unutamıyorlar. Velilere tavsiyem çocuklarıyla okul kapılarında bekleyerek ilgilenmek yerine ; evde dersleri ve sorunlarıyla yakından ilgilensinler. Sevgi ve karşılıklı anlayışla bir çok sorunumuzu halledebiliriz.

Barış ve huzurla kalın, Sevgiler                                                             İmdat Baba

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sahibi : İ.T.O. Kadınlar Çeşmesi İ.Ö. Okulu                                                                                                   Yayın Kurulu : Tutya TEKİN, Erkan ÇİL, Miraç ÜLKER,

Yayın Danışmanı : Sadrettin BULDUK                                                                                                                                                     Öznur ÇAM, Tuğba KUŞÇU

Yayın Sorumlusu : Mehmet KORUK                                                                                                              FF İnceleme Kurulu : Mehmet KORUK, Sabahattin Togay

Ares : Kadınlar Çeşmesi İ.Ö.O. Kasımpaşa / İstanbul                                                                                    Tel :256 40 70

 
 

 

 

 

·      Kurtların bir günde 50 kilometreyi hiç zorlanmadan yürüyebildiklerini,

·      Dünyanın en büyük, pırlanta medeninin Güney Afrika’da olduğunu,

·      Kuduz aşısını ilk bulanın Pastör olduğunu,

·      Bugün yeryüzündeki en bol dinazor yumurtası ve fosilin bulunduğu alanların Çin ve Fransa’da olduğunu,

·      En çirkin yüz ifadeli zebranın grup liderliğini ele geçirdiğini,

·      Orman yangınlarında Ege bölgesi’nin ilk sırasında bulunduğunu,

·       Bir kilo gül yağı elde etmek için, bir hektarlık tarım alanına ve 4 ton güle ihtiyacımız olduğunu,

 

ASKER  MEKTUBU

 

........ Tomurcuk gazetesine gelince ; gerçeği söylemek gerekirse bu işin devam edeceğine inanmıyor, ilgisizlikten dolayı yüzüstü kalacağını zannediyor, gazetenin bilgisayarda çıkmayacak olması sebebiyle görsel güzelliğini kaybedeceği için ona olan ilginin azalacağını düşünüyordum. Fakat anladığım kadarıyla çalışmalarınız devam ediyor. Hem benim adıma hem okul adına sevindirici bir haber.

            Takım her zaman bütün oyuncuların gayretiyle maçı kazanır. Kaleciden forvete her kademede görev alanlar, takım adına çaba sarfeder. Gazete çalışmasını da bir takım oyunu olarak görmeli. En küçük haberi hazırlayandan işi organize edene kadar her bireyin ortaya çıkan eserde payı vardır.

                                                                                                                                                                            ÖMER YÜKSEL

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir portre                 Tarık ÇAY

 

     1973 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Kastamonu’ lu olan hocamız 6 Ekim İlköğretim Okulu, Etiler Lisesi ve Balıkesir Üniversitesini bitirdi

     Öğretmenliğe İ.T.O. Kadınlar Çeşmesi İlköğretim Okulunda başladı. Bir yıldan beri okulumuzda öğretmenliğini sürdürmektedir.

     Tarık bey bekar ve hiçbir takımı tutmuyor. Hocamız film seyretmek, spor yapmak, kitap okumak ve müzik dinlemekten çok hoşlanıyor. Hiç sevmediği şey ise ikiyüzlülüktür.

     Öğretmenimiz eğer öğretmen olmasaydı ticaretle uğraşırdı. En çok sevdiği dersler ise matematik ve tabiatla ilgili dersler (coğrafya, biyoloji, v.b.)

     Okul hakkındaki düşüncelerini sorduğumuzda şunları öğreniyoruz:

     “başlangıçta öğrenciler okumaya istekli, daha sonra bu isteğin kaybolduğunu görüyor ve üzülüyorum. Bence bütün suç öğrencilerin değil. Bunda velilerin, çevrenin, okul olarak bizim ve yetkililerin de suçu var. Bu saydığım etkenler düzelmedikçe eğitimin kalitesi artmayacak.”

     Gazetemizle ilgili düşünceleri ise “öğrenci arkadaşlarımın bu gayretini takdirle karşılıyorum. Diğer okullara örnek bir gazete çıkartıyorsunuz. Bu gazeteye sizden sonrakilerinde sahip çıkması beni çok memnun edecek.” diyor.

                                               ÖZNUR YILMAZ  7-A

 

Öğrencinin Sesi

 

Öğrenci Öğretmen İlişkisi

 

Öğrenci öğretmen ilişkisinde en başta kişilerin birbirlerine olan saygısı çok önemlidir. Yani öğrenci ve öğretmen birbirlerine saygılı bir biçimde yaklaşırsa temel sağlam demektir.

Herkesin birbirini anlaması için ona yaklaşmalı, onun sorunlarını dinlemelidir. Böylece çok daha seviyeli bir dostluk kurulabilir.

Örneğin ; derslerinde başarılı olan bir öğrenci yaşadığı sorunları derslerine de yansıtır  ve başarısız olur. Karşısındaki öğretmenlerin bunu anlaması, destek ve yardımcı olması gerekir. Öğretmen öğrenciye “tembel” gibi hakaretlerde bulunmayıp sebebini öğrenmelidir. Yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır.

Tabi ki öğrencilerinde uyması gereken kurallar vardır. En başta öğrenci öğretmenine karşı laubali hareketlerde bulunmaması, samimiyetle laubali davranışı ayırt etmesi gerekir. Öğretmenin ona karşı duyduğu ve beslediği yakınlığı suiistimal etmemelidir.

Sosyal ve kültürel aktivitelerede katılmak için öğretmenin öğrenciye destek olması ve onları bu hareketlere yönlendirmesi gerekir.

Örneğin ; öğretmenlerin öğrencilerle bir tiyatro izlemeye giderek teşvikte bulunabilirler.

                

                                        ÖZNUR ÇAM 8-A

 

DEĞERLİ  MÜZİSYEN

BARIŞ  MANÇO’ YU TANIYALIM.

 

1943’ te İstanbul’da dünyaya geldi. Müziğe Galatasaray Lisesi’ nde başladı.

       Lale Manço ile 1978 yılında evlendi. Doğukan ve Batıkan’ın doğumuyla Barış ve Lale Manço çifti mutluluklarına mutluluk kattılar.

       Zaman hızla akıyor, ama Barış Manço’nun şarkıları değerinden hiçbir şey yitirmiyor. Çünkü Barış Manço her neslin sanatçısı !

       Önce bu coğrafyanın müzik tarihinin bir kilometre taşı oldu  “Dağlar Dağlar, Seher Vakti, Dönence, Gül Pembe, İşte Hendek İşte Deve...”  Ardından dünyaya açıldı. Uzak doğuya kadar yayıldı şarkıları.

       Hep hayat dolu bir kişilikle karşımıza çıkan Barış Manço’yu daima yaşatmanın yolu şarkılarından geçiyor.

                                                                                                          DAMLA IŞIK 7-A

 

GÖNÜL FERMAN DİNLEMİYOR...

 

Diyar diyar dolaştım ben, yollara düştüm derdimden

Her çiçekte gördüm seni, kara toprak ver yarimi

Yaza yaza bitti kalem, bir gün elbet dolar çilem

Ben bu yola kurban olam, kara toprak ver yarimi

Gönül ferman dinlemiyor, bu ayrılık çok acı

Gönül ferman dinlemiyor, yok mu bunun ilacı?

Geri ver geri ver, kara toprak ver yarimi

Bir sabah ansızın, elimden aldığın gibi

Bir gün olur devran döner, vade gelir yollar biter

Zengin fakir burdan geçer, kara toprak ver yarimi

Deli gönül coştu çağlar, derdine dayanmaz dağlar

Gelen ağlar giden ağlar, kara toprak ver yarimi

Bak şu dünyanın haline, aldanma dünya malına

Razı oldum hayaline, kara toprak ver yarimi

Kimi alır kimi satar, hepsi de yan yana yatar

Barış derdine dert katar, kara toprak ver yarimi.

 

 

Söz – Müzik : Barış Manço

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

G Ü Z E L   İ S T A N B U L

 

SEPETÇİLER

KASRI

 

 

 

 

 

 

            Sirkeci ile Saray burnu arasında bulunan bir kasırdır. 17. Yüzyıldan beri ayaktadır. III. Murat zamanında Koca Sinan Paşa Tarafından yaptırılmıştır. İlk adı Kasr-ı Ali’dir. Sonra Sinan Paşa Köşkü adıyla anıldı. Kasrın yapım masrafına Bostancı ocağına bağlı sepetçilerde katıldığından zamanla bugünkü adını aldı. Köşk daha sonra Sultan İbrahim tarafından onarılıp, yükseltilerek birçok katlı olarak yapılmıştır. Kasır daha önce Topkapı Sarayına bağlıydı. Fakat demiryollarının geçmesiyle Topkapı Sarayından ayrılmıştır. Köşk geçmiş yıllarda unutulmasına rağmen şu günlerde restaurant olarak faaliyete girerek hareketlenmeye başlamıştır.

                                                                                              ŞENAY KIZGIR  7-B

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizden Gelenler
 

 

 

                   İLK BAHAR

       İlk bahar yazın başlangıcıdır. Karlar erir çiçekler ve ağaçlar bin bir renge bürünürler. Kuşlar kelebekler ilkbaharın gelmesiyle kırlara başka bir güzellik verirler. Arılar çiçekten çiçeğe konarak, en güzel balları üretirler. İlk bahar gelince çarşılar, pazarlar renk renk olur. Meyve, sebze çoğalır. Bunun yanında çevremizde, bir canlılık başlar. Sokaktaki ağaçların kurumuş dalları kesilir. Köylerde ve şehirlerde yeni ağaç fideleri ve çiçekler dikilir. Ayrıca bütün kış boyunca kapalı yerlerde oyun oynamak zorunda kalırız. Havalar ısınınca her fırsatta açık havaya çıkarız. Gezide, çevremizde olan değişiklikleri inceler, oyunlar oynar eğleniriz.

       Her mevsim gibi ilk baharda eğlenceli ve güzel şekilde eğleniriz.

 

                                               ELİF BÜŞRA KASIMOĞLU  4-C

 

İLK BAHAR

 

Kuş sesleri yayılır

Ovalara, dağlara

Menekşeler yayılır,

Bahçelere, bağlara

 

Güzel renkler, kokular

Saçılarak can gelir

Her yerde güzellik var

Çocuklara geldi bahar

 

MEDİHA KAHRAMAN  5-A

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MİZAH

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                        TEMEL’İN RÜYASI

            Temel yatmadan önce beline can kurtaran simidi takıyormuş.

            Neden ?

            Rüyasında denize girerse boğulmamak için.

 

                                                        ŞAKA

            Temel’in askerde çok şakacı bir arkadaşı varmış. bu şakalar yüzünden Temel’e bıkkınlık gelmiş ve ondan öc almak istemiş. yanına giderek şöyle demiş. “Ayda elli milyon kazanmak ister misin?”

“Tabi isterim”.

Temel bir kahkaha atmış ve eklemiş “o zaman Ay’a git”...

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                   BİLMECELER

1.     Küp şeker toz şekere ne demiş ?

2.     Ay’dan gelen çekirdek hangisidir ?

3.     Kediler hangi balığı yemezler ?

4.     En çok mendil kullanan böcek hangisidir ?

5.     Kimler bedava gezer ?

6.     Krallar kimin önünde kıpırdamaz ?

Cevaplar: 1 Kendini fazla dağıttın, 2 Ay çekirdeği, 3 Köpek balığı, 4 Sümüklü böcek, 5 Mektuplar, 6 Terzinin

 

 

 

                   KİM NE DEMİŞ ?

 

1.     Söz gümüşse sükut altındır. ( Dilsizler derneği )

2.     Sürat felakettir. ( Kaplumbağa )

3.     Bu senin kulağına küpe olsun.            ( Kuyumcu )

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                      EBRU KILINÇ / TUTYA TEKİN   6-B

 
 

 

 

 

 

SPOR

Sevgili okuyucularımız kısa bir süredir sizlerden uzak kalmıştık ama şimdiki sayıda ve diğer sayılarda güzel, kardeşçe ve sevindirici haberlerle beraber olacağız.

 

EFES TARİH YAZDI    68 – 66

Daha önce 4 kez Final-Four’ un kapısından dönen temsilcimiz bu kez Fransız Asvel’i Abdi İpekçi’de devirip tarihe geçti. Rakibinden 1997’nin rövanşını da alan Lacivert-Beyazlılar’ın zaferinde seyircinin payı büyüktü.

SEDAT TAŞBAŞI / METİN YAMAN   8-C

 
 


 

 

YİNE ASLAN YİNE BAYRAM

Önce Bologna’yı, sonra B. Dortmund daha sonra da İspanyolların boğası olan Mollorca’yı eze eze yendik. İşte Avrypanın ve Türkiye’nin fatihi cim bom ülkemize yeni bir zafer daha kazandırdı. En son Mollorca’yı evinde 4-1 gibi farklı skorla sonra ise Ali Sami Yen stadında 2-1 gibi net bir skorla devirmeyi başardı.

Galatasarayın yarı finaldeki rakibi ünlü İngiliz kulüplerinden Leeds Unıted oldu. Biz da Türk milleti olarak Galatasarayımızın UEFA kupasında final oynayacağını, hatta UEFA kupasını alacağına inanıyoruz.

SEDAT TAŞBAŞI / METİN YAMAN   8-C

 

BASKET   30-22

8-C’NİN MÜTHİŞ ZAFERİ

 

Maçın ilk anlarında 8-C daha atak idi. Dakikalar ilerledikçe 8-B bir maçın iki taraflı oynandığını hatırlattı. Bir ara 8-C mağlup duruma düştü düşmesine ama bunu telafi etti. Maçta potaya giden top sayısı çoktu ama sayılar azdı. Maçın sonlarına geldikçe 8-C farkı açtı ve maçı 30-22 kazandı.   Sedat & Metin

 

FUTBOL

Müthiş bir oyun sergilendi. İlk yarıda daha çok atak bulan takım 8-B ilk yarıyı 2-4 önde kapattı. İlk devreyi galibiyetle kapatan 8-B ikinci yarıda umduğunu bulamadı ve maçı 10-5 kaybetti.Maç sonunda 8-B’li oyuncular buruk bir şekilde sınıflarına giderken 8-A’lı oyuncular mutluluktan bulutların üstündeydiler.

            Sedat & Metin

 

FUTBOL

7’ler kabus görmeye başladılar.

Hepimizin bildiği gibi turnuvada 8’ler ve 7, sınıflar karşı karşıya eşleşecekler. Turnuva öncesi yapılan hazırlık maçlarında 7. Sınıfla 8’lerin farklı skorları ile karşılaşınca kabus görmüş gibi oldular.2 mart Perşembe 8-A / 7-D’yi 15-12, 3 mart Cuma günü1. Dönemlerde 8-C / 7-B’yi 8-1, 7-D’yi ise 6-3 yendiler. Bizlerede haydi hayırlısı demek düşer.

            Sedat & Metin

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİLİM

-       Tiryakilere ilaç tedavisi

Amerika’da depresyona karşı kullanılan Zyban adlı ilacın tiryakileri sigara bağımlılığından kurtardığı ortaya çıktı. Amerikalı uzman, ilacın beyne gönderdiği sinyallerle nikotin ihtiyacını ortadan kaldırdığını açıkladı.

-       Kaptan Cook’un gemisi bulundu.

Amerikalı bir grup su altı arkeoloğu, 18. Yy.’da Kaptan James Cook’un dünya turunu yaptığı “Endeavour adındaki geminin enkazına rastlandı. Rhode Island Denizaltı Arkeoloji Merkezi yetkililerinden 1768 yılında yola çıktığı ve dünya’yı turladıktan sonra 1771 yılında geri döndüğü “Endeavour” gemisinin enkazı Rhode Island açıklarında Newport limanında yatıyor.

-       Lazerle kalp ameliyatı.

Amerikalı bilimadamları lazer ışınlarıyla kalp üzerinde delikler açıp kanın kalbin her yanına gitmesini sağladılar.

                                        TUĞBA KUŞÇU  7-A